Merhaba nükleer karşıtı,

26 Nisan, Çernobil nükleer felaketinin 26. yıl dönümü. Çernobil felaketi bazıları için uzak bir hatıradan ibaret. Ama bizim için?

1986′da Çernobil’in bütün kaderi değişti. Kaza, sadece Çernobil’in değil, Avrupa’da, Karadeniz’de büyük bir bölgenin kaderini etkiledi. Biz hâlâ felaketin etki ve acılarını yaşamaya devam ediyoruz. Kazadan önce Çernobil’in de sokaklarında çocuklar oynuyordu. Tüm doğa, ağaçlar, hayvanlar, her şey olması gerektiği gibiydi. Oysa son 26 yıldır Çernobil ve civarı tüm yaşamın sona erdiği ıssız bir bölge.

Türkiye’de, özellikle Karadeniz bölgesinde yaşananlar. Kaybettiklerimiz, sevdiklerimiz. Radyasyonlu çay içen bakanlar. Radyasyonun azı iyidir, kemiklere iyi gelir diyen başbakanlar. Bunları unutmadık, unutturmak istemiyoruz. Çünkü yakın zamanda Fukuşima nükleer felaketinden sonra yaşananlar, politikacıların hiç değişmediğini gösteriyor. Bir takım çıkarlar için yalan söylemeye, insanların yaşamını hiçe saymaya devam ediyorlar.

Ülkemizde de durum ne yazık ki aynı. Yangından mal kaçırırcasına bir nükleer santral inşa etmeye çalışıyorlar.

Biz buna izin vermeyeceğiz. Çünkü başka Çernobiller, Fukuşimalar olmasın istiyoruz. Akkuyu Çernobil olmasın, Sinop Çernobil olmasın istiyoruz. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmasın istiyoruz.

Sevdiklerin, yakınların ve gelecek nesiller politikacıların yalanlarına kanmasın. Çernobil felaketiyle yaşananlar unutulmasın.

İnternet eylemine katıl! Bu yalanlar ve nükleer santrallere sen de hayır de.

İmzanı Ekle!

Sevgiler,

Cenk Levi
Greenpeace Akdeniz
İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu

48 views

 

GÜNÜMÜZDE NÜKLEER ENERJİ

Türkiye bugün kendi nükleer tesisini kurmak isteyen bir ülke. Türkiye haricinde büyük ve gelişmekte olan tüm ülkeler enerji ihtiyaçlarını bu şekilde sağlarken ülkemizin önüne sürekli engeller çıkarılmak istenmektedir. Bunlardan bir tanesi kesinlikle doğa severlerin bilinçsizce katıldıkları eylemlerdir.

Çevrecilerin nükleer santral karşıtı olmalarına sebep olan en büyük etken bir kaç yazımda belirtiğim nükleer kazaların yaşanmasıdır. Fakat nükleer kazaların yaşanması kesinlikle kendiliğinden olan sorunlar olmamıştır. Tarihe kayıt olarak düşülen nükleer kazalarda ya birkaç mühendisin kendisine heyecan aramasından kaynaklanmış ya da yanlış yapılan işler sonucunda ortaya çıkmıştır.

85 views

 

BAŞARISIZ BİR DENEY VE EN BÜYÜK KAZA

Nükleer Felaketin ne olduğu ile dünya 1986 yılında tanıştı. Bu felaketin adı Çernobil’di. Uzmanların yapmak istediği deneyler tarihin tozlu arşivlerine girecek büyük bir felaketin habercisi oldu.

Deneyde şebeke elektriğinin kesilmesi durumunda acil yapılması planlanan işler ele alınmış ve reaktörün gücü kademeli olarak düşürülmüştü. Ardından yaptıkları hatayı fark eden uzmanlar müdahale yapmakta geç kalınca büyük bir felakete sebebiyet verdiler. Bu 21. yüzyılın en büyük felaketi olarak tarihe geçti. O kadar büyük bir felaketti ki sadece Sovyetleri değil çevredeki ülkeleri de etkilemişti.

 

Aradan zaman geçmiş bir diğer insan eliyle ortaya çıkan felaket ise Japonya’da 1999 yılında meydana gelmişti. Burada da yaşanan nükleer felaket yine insan eliyle ortaya çıkmıştı. Uranyumu karıştırmak isteyen 3 mühendis tankın içine fazla hammadde atınca olan olmuş ve radyasyon değeri normalin 15 bin katı fazlısına çıkmıştı. O kadar büyük bir felaketti ki 10 bin kilometre karelik alanda sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

 

Bir diğer insan eliyle yapılan hata ise İsveç’te meydana geldi. Burada yaşanan skandal sadece 22 dakika sürdü. Bu olay tarih kayıtlarına ucuz atlatılmış bir olay olarak gösterilse de yine insan hatası sonucunda ortaya çıkması herkesi şaşırttı.

48 views

 

İNSAN HATALARI İLE ORTAYA ÇIKAN NÜKLEER KAZALAR

Dünya üzerindeki ilk ciddi kaza Mile Island’dı. 1979 yılında gerçekleşen bu kaza Amerika’nın korku dolu anlarına sahne oldu. Jenaratörlere su pompalanmaması sonucunda ortaya çıkan sorunda Bu sırada her şeyi düzeltmek isteyen operatör yanlış işlem yapınca bu kaza meydana geldi. Mile İsland nükleer tesisinde bulunan 3 adet pompanın aynı anda bozulması sorunu içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Temizlik görevlilerinin yaptığı çalışmalar ile bozulan vanalar dünya da ki ilk nükleer santral kazasının meydana gelmesine sebep oldu. Kısacası tamamen insan hatasından kaynaklanan bir sorun ile Amerikan halkı bu sıkıntıyı yaşadı.

56 views

 
 

Radyasyondan kaçış yok….

 
radikal gazetesinden…

Maya Kobayashi, 20 yıldır Fukuşima’da yaşıyordu. Nükleer santral kazasının ardından evini terk etti. Şimdi bir kardeşinin dışında Fukuşima’da kimsesi kalmamış. Kaza günlerinde ve sonrasında yaşananları şöyle anlatıyor:
“Şu anda Fukuşima’nın uzağında Yonezawa şehrindeyiz. Devlet tahliyesiyle değil kendi imkânlarımızla bölgeyi terk ettik. Kimse bize gitmemizi de söylemedi. Devlet doğru düzgün bilgi vermediği için, bölgeyi terk etmek isteyen insanları biz bilgilendirmeye başladık.”
Radikal’in ulaştığı nükleer mağdurlarından 29 yaşındaki Kenta Sato ise evini terk etmemiş. Sato’nun yaşadığı Litate, 45 kilometre uzaklıktaydı. Kazayla birlikte yaşam tarzlarının kökten değiştiğini söyleyen Sato endişeli:

“Litate her bilgiye kolayca ulaşabileceğiniz bir yer değil. Yaşlılar haberleri televizyondan, gençlerse internetten takip ediyor. Babam televizyondan 30 kilometrelik alanın boşaltıldığını duyunca, köyümüzün yeterince güvenli olduğunu düşündü. Biz gençler buradan gitmek istiyoruz ama hayatları boyunca burada yaşamış büyüklerimizi bırakıp gidemiyoruz.”
Japonya’da çalışmalara katılan Greenpeace’in enerji ve iklim sorumlusu Aslıhan Tümer’in verdiği bilgilere göre, boşaltılan alan dışındaki 13 bin kilometrekarelik alanda, kabul edilir değerin (1 milisievert) üzerinde radyasyon var. Japon hükümetinin tahliye sınırını çok yüksek düzeyde (20 milisievert) tuttuğunu anlatan Tümer, “Hükümet, bölgede birçok insanın tehlikeli düzeyde radyasyona maruz kalmasına sebep oluyor” diyor.

Tümer, kazadan bir yıl sonra mağdurlarla ilgili şu tabloyu çiziyor:
“Tahliye edilenlerin büyük bir bölüm geçici evlere yerleştirildi. Fakat hâlâ tahliye merkezlerinde yaşayanlar var. Santralı işleten TEPCO, tazminat isteyenlere 60 sayfalık kafa karıştırıcı formlar yolladı. Süreç uzun ve yorucu. Birçok kişi zamanla tazminat taleplerinden vazgeçiyor. Kadın ve çocuklar bölgeyi terk etti. Fakat erkekler kalıp çalışmaya devam etti.”

Japonya’da nükleer örtbas
Japon hükümetinin nükleer felaketin boyutlarına ilişkin kayıtları gizlediği ortaya çıktı.

Japonya’da geçtiğimiz yılki deprem ve tsunaminin ardından 11 Mart’ta başlayan Fukuşima Daiçi Nükleer Santralı’ndaki radyasyon salınımı devam ederken, olayın yıldönümünde ortaya çıkan kayıtlar Japon hükümetinin hasarın ciddiyetini bildiğini ancak halktan gizlediğini gösterdi. Önceki gün ortaya çıkarılan toplantı tutanaklarına göre, felaketin gerçekleştiği 11 Mart’tan aralık ayı sonuna kadar hükümet kriz yönetimi toplantıları kayda geçirilmedi. Kayıtlar daha sonra hükümetin istediği şekilde yeniden düzenlendi.

Fukuşima’da neler oldu?
11 Mart 2011’de Honşu Adası açıklarında meydana gelen 9.0 büyüklüğündeki Tohoto depremi ve tsunamisi sonrası, Daiçi Nükleer Enerji Santralı’ndaki elektrik şebekesi zarar gördü ve jeneratörleri su bastı. Elektrik kesintisiyle yaşanan soğutma eksikliği santralda patlama ve kısmi erimelere yol açtı.
Kazadan iki hafta sonra, Japonya Atom Enerjisi Komisyonu en kötü olası senaryoları dönemin Başbakanı Naoto Kan’a sundu ancak bu felaket senaryoları açıklanmadı.
Santraldaki 6 reaktörden 1, 2 ve 3 no’lu reaktörler kapatıldı, diğerleri tsunami olduğunda zaten kapalı durumdaydı.
Radyasyon sızıntısıyla balık, su ve yiyeceklerde radyoaktif maddelere rastlanmasıyla birlikte bölgede yaşayan 80 binden fazla kişiden evlerini terk etmesi istendi. Şubat ayına kadar 62 bin 610 kişinin tahliye edildiği açıklandı.

Japonya hükümeti, nükleer kazadan ötürü santralde yalnızca bir işçinin fazla çalışma sonucu hayatını kaybettiğini açıklarken ülke içinde psikolojisi olumsuz etkilenen çok sayıda kişi intihar etti. 24 Mart’ta Fukuşima’da yaşayan bir çiftçi ürünlerine getirilen kısıtlama sebebiyle kendini astı. 11 Haziran’da Fukuşima’da yaşayan başka bir çiftçi ise “Keşke nükleer santral hiç kurulmasaydı” notunu bırakarak hayatına son verdi. Ülke içinde kazayı takip eden aylarda intihar edenlerin sayısı yüzde 21 oranında artarken 3 bin 200 kişinin de nerede olduğu halen bilinmiyor.

Radikalden alıntı…

37 views

 

NÜKLEER KAZALAR ÖRNEK OLABİLİR Mİ?

Tarih boyunca yaşanan birkaç nükleer kaza bugün ülkelerin gelecek planlaması yapmasına engel olan en büyük etkendir. Yaşanan nükleer felaketler elbette ki yabana atılmamalı. Ama enerji politikalarının da değişmesine sebep olmamalıdır.

Tarihte yaşanan nükleer kazalara göz atıldığında sonuçlarının hep kullanıcı hatalarından meydana geldiği görülür. Bir sonraki yazımda tarihteki kazaların geçmişlerine biraz değineceğim…

 

39 views

 

Söz verdiğim gibi ilk yazımı bana gönderdiğiniz hesap üzerinden yazıyorum ve nukleer santrallerin bizlere getirebileceği felaketlerden biraz bahsetmek istiyorum…Yazımda kullandığım fotoğraflar çok yakın bir zamanda yaşadığımız nükleer  facianın kareleridir. Fukuşima santrali nükleer santral facia fotoğrafları…

Tehlikeli enerji kaynağı nükleer santraller…

Nükleer Enerji insanoğlunun yaklaşık 50 yıldır kullandığı bir enerji modelidir. Fakat bu enerji zaman zaman amacının dışında kullanılmış ve istenmeyen olayların yaşanmasına neden olmuştur. Gerek Atom bombaları gerekse de yaşanan diğer nükleer felaketler sürekli tehdit oluşturmuştur. Japonya’ya atılan atom bombası yüzbinlere insanın sakat doğmasına sebebiyet vermiş ve savaşın kirli yüzünü göstermiştir.
Dünya bu felaketin anısını hala unutamamışken ikinci bir felaket insan hatası sonucunda ortaya çıkmıştır. Çernolbil’de bulunan Nükleer Tesis yanlış deneyler sonucunda patlamış ve bölgesel olarak yaklaşık 6 milyon insan etkisini hissetmiştir.Nükleer Enerji 1986 yılında Rus halkına büyük zarar verdiği gibi Türkiye’ye de ciddi anlamda zararlar vermiş ve özellikle Doğu Karadeniz illerinde kanser şüphesi ile yıllar boyu bir çok hasta hastanelere başvurmuştur. Aradan geçen uzun zamana rağmen bugün hala bölge insanın da radyoaktif maddelerin varlığı sebebiyle kanser vakaları görülmektedir.

Tüm bunlara rağmen günümüzde yöneticilerin hala nükleer enerji konusunda ısrarcı olması dimaglara durgunluk vermektedir.
Geçmişte yaşanan olaylardan ibret alınmaması gelecekte ki yeni nükleer nükleer kazalara vefelaketlere sebebiyet verebilir.
Bugün Türkiye’de kurulmak istenen Nükleer tesisler her ne kadar enerji ihtiyacı sebebi ile düşünülse de ortaya çıkaracağı felaket etkisi yüz yıllar boyunca sürebilir.
Bu sebeple hükümetin nükleer enerji kaynakları yerine kendini yenileyebilir enerji kaynakları konusnda çalışma yapması hem halkımız hem de geleceğimiz için önemli olacaktır.

 

69 views

 

Merhaba!

Bu bloğu hayata geçirmemizin nedeni nükleer santrallerle ilgili olarak neler bildiği(n)mizi, neler düşündüğü(n)müzü buradan özgürce ifade edilmesine olanak sağlamaktır. Nükleer santrallerle ilgili birçok şeyler yazılıp çizildi, bir çok görüş ortaya atıldı, kimimiz nükleer santralleri desteklerken kimimiz nükleer santrallerin nekadar tehlikeli olduğunu anlatmaya çalıştı. Bizde istedikki buradanda herkes görüşlerini özgürce paylaşsın, yazılan yazılara yorumlarla karşılık verebilsin.

Peki bunu yaparken karşılıklı çatışmalar olmayacakmı? Tabiki olacak ama tadında bir çatışma olması için site yönetimi olarak elimizden geleni yapacağız. Sitemizde sizde yazılarınızın yayınlanmasını istiyor iseniz sitemize üye olmanız gerekmekte,yazılmış olan yazılara yorum yapmak için ise üye olmanız şart olmamakla birlikte yorumlarınız admin kontrolünden geçtikden sonra yayınlanacaktır.

Eğer üye olmadan yazılarınızın yayınlanmasını istiyorsanız ,yazılarınızı bize “yaz@nukleersantral.org” mail adresimizden ulaştırabilirsiniz, diğer hertürlü sorularınız  ve önerileriniz için “info@nukleersantral.org” mail adresimizden bize iletebilirsiniz.

Sadece fikirlerin çatıştığı bir ortam yaratabilmek umudu ile…

63 views

© 2012 Nükleer Santral Nedir? Ne Değildir? Suffusion theme by Sayontan Sinha